🇹🇷 2026 Dünya Kupası Elemeleri’nde Türkiye, tarihinin en duygusal ve anlamlı gecelerinden birini yaşadı. İstanbul’daki dev stadyum tamamen kırmızı-beyaza bürünmüş, tribünlerde binlerce Türk bayrağı dalgalanıyordu. Gürcistan’a karşı oynanacak bu maç sadece bir futbol mücadelesi değil, aynı zamanda bir milletin onurunu, gururunu ve kararlılığını temsil ediyordu. Tüm gözler sahadayken, maçtan saatler önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan milli takımı ziyaret etti ve oyunculara tarihi bir konuşma yaptı.

“Bu maç sadece futbol değil, milletimizin gururu için bir savaş!” dedi Erdoğan, oyuncuların gözlerinin içine bakarak. “Sizler bu formayı giydiğinizde sadece bir takımı değil, 85 milyon yüreği temsil ediyorsunuz. Her pas, her mücadele, her gol bu milletin sesi olacak. Bugün sahaya çıkarken unutmayın: Arkanızda koca bir tarih, önünüzde ise bir gelecek var!”
Cumhurbaşkanının bu sözleri soyunma odasında sessizliği bozdu. Herkes derin bir nefes aldı. En genç isimlerden biri olan Arda Güler, o an başını kaldırdı ve gözleri kararlı bir şekilde parladı. Sessizliği bozan tek cümle ondan geldi: “Biz sadece futbol oynamayacağız, Türkiye’nin kalbini sahaya koyacağız.” O cümleyle odadaki hava değişti. Herkes alkışlamaya başladı, Hakan Çalhanoğlu Arda’nın omzuna dokundu ve “İşte bu çocuk, bizim yüreğimiz,” dedi.
Maç başladığında Türkiye adeta sahaya fırtına gibi girdi. Tribünlerdeki coşku, sahadaki enerjiye yansıyordu. İlk dakikalardan itibaren Arda Güler’in pasları, Orkun Kökçü’nün kontrolü ve Enes Ünal’ın koşuları Gürcistan savunmasını sarsmaya başladı. 27. dakikada Hakan’ın ortasında Arda topu kontrol etti, bir adım attı ve sol ayağıyla mükemmel bir vuruş yaptı. Top ağlarla buluştuğunda stadyum adeta yerinden sallandı. Binlerce insan aynı anda “ARDA! ARDA! ARDA!” diye bağırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da tribünde ayağa kalktı, ellerini havaya kaldırarak alkışladı. O gol sadece bir skor değil, bir simgeydi. Türk gençliğinin cesaretini, inancını ve tutkusunu temsil ediyordu. Arda ise sevinçle takım arkadaşlarına sarıldıktan sonra tribünlere dönüp elleriyle kalp işareti yaptı ve sadece bir kelime söyledi: “Türkiye!”
İkinci yarıda Türkiye oyunu tamamen kontrol altına aldı. Savunmada Merih Demiral ve Çağlar Söyüncü rakiplerine geçit vermedi, kalede Uğurcan Çakır müthiş kurtarışlara imza attı. 70. dakikada Orkun Kökçü’nün pasında Cengiz Ünder farkı ikiye çıkardı. Skor 2-0 olduğunda tribünlerde “Ceddin Deden” marşı yankılandı. Taraftarlar ağlıyor, birbirine sarılıyordu. O an sadece bir galibiyet değil, bir milletin yeniden kenetlenmesi yaşanıyordu.
Maç 3-0 sona erdiğinde Türk oyuncular sahanın ortasında bayrağı havaya kaldırdı. Arda Güler yere diz çöküp secdeye kapandı. Kameralar ona yöneldiğinde genç yıldız sadece şunu söyledi: “Bu zafer milletimizin. Biz birlikte güçlü, birlikte Türk’üz.” O söz sosyal medyada milyonlarca kez paylaşıldı. Dakikalar içinde tüm ülke Arda’nın sözleriyle yankılandı.
Maçtan sonra basın toplantısında teknik direktör Vincenzo Montella duygusal anlar yaşadı. “Ben bu ülkenin insanlarının kalbini hissediyorum,” dedi. “Bu çocuklar sadece futbolcu değil, asker gibi, savaşçı gibi oynuyorlar. Türkiye, sadece sahada değil, ruhuyla da büyük bir ülke.”
Gece boyunca İstanbul sokakları insan seline döndü. Bayraklar, marşlar, arabalarla yapılan konvoylar… Her yerde tek bir duygu vardı: gurur. Cumhurbaşkanı Erdoğan da sosyal medya hesabından “Bugün sahada oynayan her futbolcu, Türk milletinin onurunu temsil etti. Hepinizle gurur duyuyorum!” mesajını paylaştı.
O gece Türkiye sadece bir maçı kazanmadı; bir ruhu yeniden uyandırdı.
Ve şimdi herkesin aklında tek bir soru var: Bu takım 2026 Dünya Kupası’nda tarih yazacak mı? 🇹🇷🔥